Nisil 18, 2009 · Kategori: TCM Geleneksel _in Tibbi
Geleneksel Çin tıbbı (İngilizce'de "Traditional Chinese medicine" olduğundan TCM veya T.C.M., Çince: ; Pinyin: Zhōngyī xué), binlerce yıldır Çin'de geliştirilen ve uygulanan geleneksel tıbbi uygulamaların bütününü tanımlamaktadır.
Geleneksel Japon ve Kore tıbbi gibi diğer geleneksel Doğu Asya tıp sistemlerini de içerir. Kişinin rahatsızlığını ve hastalıklarını anlayıp, tedavi etmek ve önlemek için dahili ve harici çevresi arasında bir uyum olması gerektiği teorisi üzerine kurulu bir geleneksel tıp anlayışıdır.
Geleneksel Çin Tıbbı:
Ying-yang,
Beş Element,
İnsan bedenindeki Meridyen sistemi,
Zang Fu organ teorisi
vb. gibi alanları olan bir felsefi çatı üzerinde yükselir. Hastalık ve tedavi bu kavramlara dayanarak ele alınır.
Geleneksel Çin tıbbının ardındaki felsefenin büyük kısmı Taoist felsefeden gelmekte ve insandaki rahatsızlığı üreten maddi, özsel veya manevi etkenlerin varlığını kabul etmektedir.
TARİHİ :
M.Ö. 2698 ile 2596'e kadar iktidarı süren efsanevi Çin imparatoru Sarı İmparator'un veziri Ch'i Pai ile yaptığı diyaloglardan doğduğu kabul edilen Neijing Suwen veya Huangdi Neijing diye de bilinen Dahili Tıbba İlişkin Temel Sorular adlı kitabın Geleneksel Çin Tıbbının ilkelerini içeren ilk yazılı kaynak olduğu kabul edilir. Modern bilginler metnin bir bölümünün M.Ö. 1000'li yıllara dayanmış olsa da geri kalan bölümlerinin Chou ve Han hanedanlıkları sırasında yaşamış adı bilinmeyen bazı bilginlere ait olduğunu iddia etmektedirler.
Neijing Suwen'e ilk atıp yapılan eser Han hanedanlığı sırasında yaşayan ve M.S. 2.yüzyılın sonlarında Chang-sha bölgesinin valiliğini yapmış olan Zhang Zhong Jing'in yazdığı Soğuk Hasarı Üzerine Risale'sidir. Jin hanedanlığı sırasında yaşayan ve akupunkturu benimseyen ve uygulayan Huang-fu Mi (M.S.215-282) M.S. 265'de yazdığı eseri Jia Yi Jing'de Sarı İmparatordan alıntı yapmaktadır.
Bununla birlikte Geleneksel Çin Tıbbı Klasik Çin Tıbbından farklılık göstermektedir. Çin'de ulusalcı hükümet Çin'i bilimsel gelişmenin gerisinde bırakacağı endişesiyle klasik çin tıbbını yasaklamış ve Çin'de klasik çin tıbbını uygulayan bazı kişileri idam etmiştir. 1960 yılında Mao Zedung nihayet hükümetin klasik çin tıbbını yasa dışı saymaya devam edemeyeceğine karar vererek en bilinen 10 doktorun içinde yer aldığı bir komisyon kurdurmuş ve klasik çin tıbbını araştırmaları yaptırmış ve sistemin uygulanışını standardize ettirmiştir. Günümüzde Geleneksel Çin Tıbbı diye bilinen sistem de Mao'nun kararıyla standart hale getirilmiş olan bu sistemdir.
BİLGİ DAYANAĞI
Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), bilimsel batı tıbbından farklı bir bilgi üzerine kuruludur: Doğu bilimleri, batıda olduğu gibi bilimi, analitik neden sonuç ilişkisi içinde ele almaz. Her şeyin birbiriyle bir enerji bağı taşıdığı bütünlükçü bakışa dayanan doğu bilimlerinde hareket, Yin ve Yang ilkeleriyle açıklanır. İnsan da doğa gibi bu enerjinin bir parcası olarak içinde bulunduğumuz soguk, sıcak, nemli veya kuru vbg. iklimsel veya başka türlü enerjilerden doğrudan etkilenmektedir. Bu dıştan maruz kalınan enerjilerle, kendisi de enerjiler bütünü olan bedenimiz bu etkileşim süreciyle bir uyum yakalar.
Her bireyin, farklı enerjisel ortamlara maruz kalması yüzünden, yakaladığı uyumlar da farklılık gösterecektir. Dogu bilimleri, enerjileri yin ve yang ilkeleriyle olduğu kadar Beş Dönüşüm (simgesel adları: ateş, toprak, metal, su ve odun) kuramıyla da daha ayrıntılı inceler.
Akupunkturda da yin ve yang ilkeleri, 5 Dönüşüm kuramınin yanı sıra, enerji boylamları; dolu ve boş organlar kuramları tedavi için kullanılmaktadır.
Doğu bilimlerinin parça ve bütünün birbirinden bağımsız açıklanamayacağı yaklaşımı doğrultusunda doğu tıbbı, psikolojiyi ve bedeni ayrı ayrı incelemez. Herhangi bir organsal rahatsızlık, belirli bir psikolojik rahatsızlığı tetikleyeceği gibi; herhangi bir psikolojik rahatsızlık ta organsal bir rahatsızlığın göstergesi olur.
Rahatsızlık ise organsal iç enerjiyle (Çi), dış enerjilerin uyumunun bozulması durumudur. Bu durum, enerji boylamlarında akan Çi'nin direnç noktalarında tıkanmasına yol açar. Noktalardaki tıkanıklıklar yine doğuya özgü İğneli uyarım gibi değişik yöntemler kullanılarak açılır ve rahatsızlık giderilir
Tıpkı akupunktur gibi pek çok rahatsızlığa karşı alternatif bir tıp yöntemi olarak kullanılan Çigongun iyi geldiği söylenilen rahatsızlıklardan bazıları:
- Sindirim sistemi rahatsızlıkları
- Bronşit, astım ve allerjik rahatsızlıklar
- Gribal enfeksiyonlar
- Hormonal dengesizlik
- Yüksek ve düşük tansiyon
- Kalp, karaciğer ve böbrek yetmezliği
- Multiple skleroz
- Anksiyete ve stres
- Obezite ve kilo problemleri
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Nisil 5, 2009 · Kategori: TCM Geleneksel _in Tibbi
Çıplak gözle göremeyeceğimiz biyoenerji alanının (aura), özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerine açıkça görünür hale getirilmesi tekniğidir.
Bay ve bayan Kirlian'ın yaptığı ilk kameranın şans eseri olarak ortaya çıktığı söylenebilir.Şöyle hikayeyi bir anlatalım:
Semyon Davidoviç Kirlian bir gün elektrikli bir cihaz üzerinde çalışırken şiddetli bir elektrik çarpması geçirmişti. O günlük işlerini bırakıp evine gitti. Karısı Valentina, üzerinde çalıştığı bir fotoğraf işinde kendisine yardım etmesini istedi. Semyon birkaç yeni film aldı ve üzerine resim çekilmiş filmlerin yerine bunları taktı ve filmleri banyo etmesi için karısına verdi. Sonunda, filmler onları hayrete düşürdü. Negatiflerde mavi, sarı ve diğer renkler açıkça görülüyordu.
Semyon'un geçirdiği şiddetli elektrik çarpmasının onda, 'enerji yüklü'ellerinin temasıyla yeni filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı 'değişikliklere'neden olduğu sonucuna vardılar.
Kirlian'ların, ruhun fotoğrafını çektiği söylentisi yayıldı. Bu, 1939 yılında olmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması yüzünden keşif gizli tutuldu.
Kamera başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanıldı. Bu konuda pek çok şey yazılmıştır. Canlılık durumlarına göre çevreye yayılan auranın görülebildiği yaprak fotoğrafları, magazinlerde bile sık sık yer alıyordu. Yaprak bitkiye bağlıyken koparıldıktan hemen sonra ve epeyce zaman geçtikten sonra bu fotoğraflar çekiliyordu.
Kirlian Kamerası'nın Yapısı
Kirlian Kamerası cansız nesne veya canlı varlıkların fotoğraf görüntülerinin yüksek değerli bir elektriksel alan vasıtasıyla elde edildiği cihazdır.
Teknik bakımdan, bu görüntülerin elde edilmesinde kullanılan iki metot vardır. Birinci metot, söz konusu nesneye kuvvetlice elektrik vermek ve ondan yayılan radyasyonun karanlıkta normal bir kamera ile fotoğrafını çekmekten ibarettir. İkinci metotsa nesneye birinci metotta olduğu gibi doğrudan değil de, nesnenin çok yakınına yerleştirilmiş voltajı farklı bir veya iki tane metal plakadan geçirilen yüksek gerilimli akım uygulanır. Bu metotta kamera kullanılmaz; hassas fotoğraf materyali, nesneden doğrudan doğruya görüntü alacak şekilde düzenlenir.
1. metot (en azından teorik olarak) daha kapsamlı görüntülerin elde edilmesini mümkün kılar. İkincisi, daha düşük güçlü elektrik kullanarak çok daha fazla ayrıntının görülmesini sağlar. Bu nedenle deneycilerin çoğu güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından birinci metottan vazgeçerek ikincisini tercih ederler.
2. metotta kullanılan sistem yukarıdaki şekilde şematik olarak görüldüğü gibi, sandviç biçiminde düzenlenmiş bölümlerden oluşur.
Cihaz metal plakaya yüksek gerilimli elektrik impulsları sağlayacak şekilde düzenlenmiş bir araçtır. Bu metal plakaya belli bir poz süresince yüksek gerilimli impuls uygulanır ve daha sonra üzerine obje konulup pozlandırılmış olan fotoğraf kağıdı banyo edilir. Banyo sonucunda fotoğraf kağıdı üzerinde; renkli fotoğraflarda mavimsi menekşe rengi haleler, siyah-beyaz fotoğraflarda ise, fırça veya tüy görünümünde karakteristik bir siyahlıkta ortaya çıkmaktadır.
Türkiye'deki ilk Kirlian Fotoğraf Makinası 1983 yılında Altan YILDIZ tarafından İstanbul Teknik üniversitesi Elektronik Mühendisliği'nde okuduğu yıllarda gerçekleştirilmiştir. Kendisi çeşitli fotoğraf çekme parametreleri ayarlanabilen bir makine ile yüzlerce canlı ve cansız obje üzerinde çalışarak fotoğraflar çekmiştir.
İnsanda değişik şekillere bürünen bir enerji realitesi bulunur; yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır. Bir bakıma hiçbir hücre gerçekten bağımsız değildir. Bu şebeke sadece kan dolaşımıyla bağlantılı, kimyasal veya biyokimyasal olmakla kalmaz, her şeyden çok sinirlerle ilgili bir şebekedir, çünkü tüm hücrelerin biyokimyası en başta sinir sistemiyle yönetilmektedir. Sonuç olarak vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde, motor düzeyde ve bunlara benzer şekilde değişebilen bir 'sinir sistemi'enerjisi mevcuttur.
Akupunkturun temeli olan TCM (Çin Tıbbı) , kesin bir tavır alarak bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından söz eder. Bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır. Dediklerine göre, kendi başına bir varlık olarak izole edilmiş halde onu asla bulamayacağımızdan dolayı bu sinirsel enerjiyi aramak zaman kaybıdır, çünkü biyoelektrik türden son derece süptil bir enerjidir. Ancak, kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir. Bununla beraber öyle görülüyor ki, insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir. Bu akış yollarında, elektrik akımının geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur.
İnsan, enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile 'tüm olmaya' şartlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Bedenli varlığın, hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu bir psişe-can vardır.
Bu psişe-can 'aura'olarak tanımlanmıştır.
Fizik bedenin içini doldurup dış yüzünü de sarar. Fizik bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve böylece, bir enerji alışverişine yol açılır. Cansız nesnelerle temas konusunda daha çok bizim enerjimizin onlara nakli söz konusu olur.
Beyin, dolayısıyla düşüncenin aktivitesini irade ile yönlendirmek suretiyle bu enerjiyi etkilemek mümkündür. İrade olmazsa hiçbir şey yapılamaz. İrade enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevkeder. Yoga ve bazı teknikler bu amaca ulaşılmasında yardımcıdır. Bu olay, aynı zamanda deneysel olarak da ispatlanabilir, yani ele aldığım ünlü Kirlian fenomeni ile. Örneğin bir mıknatıstan yayılan elektromagnetik alanları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir, ancak demir tozlarıyla bu magnetik alanın ışıma çizgilerini takip eden harikulade şekilleri görebiliriz.
İşte Kirlian fotoğraf tekniği de benzer bir prensiple çalışır. Normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız, özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmektedir.
Bedenimizden yayılan Enerji Radyasyonunun, fotoğrafta görüldüğünden çok daha uzağa yayıldığını kabul etme eğilimindeyiz.
Üstelik bu radyasyonlu enerjimiz üzerine ,zihinsel bazı çalışmaların da eklenmesi sonucu, sözgelimi telepati, ruhsal şifa vb. parapsikolojik olaylar daha rahat açıklanabilir ve anlaşılabilir hale gelmektedir 
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Şubat 20, 2009 · Kategori: TCM Geleneksel _in Tibbi
İlk başta size kısaca bu konudaki geçmişimden söz edeyim. Biz eşimle 1998 yılında evlendik, 2001 yılından beri çocuk sahibi olmaya uğraşıyoruz. Aynı durumdaki bir arkadaşımın tavsiyesiyle bir profesöre gittik. 2003 yılı başında gonapen+profasi formülüyle hamile kaldım ama hemen 1.ayda gebelik içimde söndü. Bu prof.la 2 yıl kaybettikten sonra, başka bir tavsiyeyle gittiğimiz başka bir dr. fsh testi yaptırdı ve 20 gibi bir değer çıkınca acilen tüp bebek dedi.
Biz hala çok bilgisiz olduğumuz için hemen ok demedik. Başka bir iki dr.a daha gittk. Sonra ikna olup ilk tüp bebeği 2004 sonunda yaptık. Tutmadı. Bu arada ben değişik dr.lara gitmeye devam ettim ve yaklaşık 8 veya 10.cu dr. bana %1 şansım olduğunu ve donor yumurtanın tek şansım olduğunu söyledi. Hiç acımadan, dank diye. O gün bu 6 yılda en çok üzüldüğüm gündü. Eşim böyle birşeyi kabul edemeyiz deyip, onun da canına tak edip internette "high fsh" dye yazdı. Aslına o gün bizim dönüm noktamız oldu. Çünkü Amerika'da bile insanlara dr.ların son derece ticari davrandığını, bu donor yumurta konuşması yapıverdiklerini öğendim. Ama aynı zamanda bu yksek fsh'lilerin yazdıkları forumlara girdim. Hem de 20 filan değil, 70, 100 gibi değerlere sahip insanların dr.lara kızıp, alternatif tedavilere yöneldiklerini, çoğunluğun akupunktur+yoga+çin bitkileri ile doğal yoldan şakır şakır hamile kaldıklarını okudum.
İşte size bahsettiğim kitabı da bu forumlardan birinden öğrendim. Hemen sipariş ettik. Bu işi artık kendmiz çözmeye karar verdik. Zaten ben mühendis kökenli olmama rağmen akrep burcuyum, böyle pozitif bilimlerin dışındaki spiritüel şeylere gizemli olaylara, işte düşünce gücüne filan çok inanırım.
Ben bu kitabı 2005'in yazında okumaya başladım. Hemen ağustos'ta bir akupunktur dr.u buldum, 2 ay ona gittim. Elimden geldiğince sağlıklı beslenmeye diyet ve egzersiz yapmaya çalıştım. Sonra Kasım ayında yine benim durumumda olan bir arkadaşımla beraber gazetede ilaçsız tüp bebek (IVM) diye bir haber okuduk. Ankara'da bir klinik. Kalktık, oraya gittik. Adet dönemim uygundu hemen işleme başladılar. 3 yumurta elde edildi (ilk tüpbebekte 5 yumurta çıkmıştı, 3'ü transfer edilmişti), 1'i döllendi, o da tutmadı. Bu arada tabii biz normal bir mikro enjeksiyondan çok daha az para harcamadık. Öyle hiç ilaçsız filan da değildi.
Benim moralim çok bozuldu. Yaptıklarım işe yaramadı diye düşündüm ancak işleme başlarken bile çok mitli olmadığımı hissetmiştim. Sanki yine de birşeyler eksikti. Neyse moralim bozuldu, bir süre ara vermeye karar verdim. İşte o zaman 2005 aralıktı. Şubatta filan da işimde de hoşuma gitmeyen birkaç gelişme oldu. Zaten canım sıkkın, küçük bir sinir krizi geçirdim. İyice dibe vurdum. Bir yıl kadar ara vereyim dedim. Allahtan eşim bana çok destek oldu.
Benim eşim Amerika'da iş yapıyor. Yazın Amerika'ya gittim. Bu Randine Lewis'in kitabını yeniden okumaya başladım. Ama bu sefer daha fazla anlayarak. Hiç acele etmeden önce zihnimi tekrardan bu işe girişme moduna sokmaya başladım. Ne zaman kendimi yeniden disipline girmeye hazır hissedersem o zaman yeniden başlayacağım dedim. Yazın bizim işler de yavaşlar. Geçen yaz gerçekten ben çok gevşedim. Yemek konusunu da boşverdim, canım istedi fast foodları yedim. Başka bir sürü kitaplar okudum, başka başka konularda, "Şu Çılgın Türkler" gibi. Aklımı dağıttım. Bir de yine düşünce gücü ile ilgili şeyler de okudum. "Tanrılar Okulu" kitabını okudum mesela. Orada diyordu ki: Düş+zaman=gerçeklik. Ben de okuduğum kitaplardaki teknikleri hep denerim, gerçekten işe yarıyor mu diye. Bu kitabı okurken de hep hamile kalamamamla ilgili bağdaştırma yapmaya çalıştım. Bir sürü zihin çalışması yani. Ama sakin sakin, kendimi acele ettirmeden. Böyle oyun oynar gibi.
Sonra eşim yazın sonunda Türkiye'ye dönünce yeniden tüp bebek yapalım dedi. Ama ben hazır değildim. İçimden bir ses işe yaramaz diyor ama sebebini anlatamıyorum. Biraz düşününce şu onuca vardım. Tabii Randine'in söylediklerini de daha iyi anlamış olarak.
Dr. Randine Lewis diyor ki: Tüp bebek işlemi sizin yumurtalarınızın kalitesini artırmaz, sadece daha fazla yumurta üretmenizi sağlar, böylece içlerinden kaliteli bir taneye rastlama ihtimali artsın. Tabii bir de tutunma konusu var ki o zaten tıbbın çözememiş olduğu birşey. O sebeple "tüp bebek işleminden önce de kendinizi çok iyi hazırlamalısınız "diyordu.
Vücudunuzu, rahminizi, zihninizi hazırlamalısınız. Ben de öyle yapmalıyım dedim eşime. Sen bana 4 ay ver. Yılbaşına dek. O zaman yapalım tüp bebek. Böylece ben Amerik'da önce kısa bir süre Türkiye'ye gelesiye dek Koreli bir akupunktur dr.una gittim. O bana özel bir bitki çayı hazırladı. Onu içtim.
Sonra Türkiye'ye gelince önce uzmanlar takımımı olusturmak için kolları sıvadım. Bir kere beni önemseyecek bir jinekolog gerekiyordu. Bu foruma girip onu sordum, biliyorsunuz. Onu öyle hallettim. Yine internette bizim gibi kadınlarla çalışma tecrübesi olan bir akupunktur Dr.u aradım. Onu da buldum. Interneti seviyorum. Bir de bitkisel tedavi için ayurveda dr.u buldum. Dr.Randine'in kitabının ve dr.ların tavsiyelerinin eşliğinde yapmam gereken herşeyi belirledim ve program oluşturdum. Ocak'ta ve hemen arkasından Mart'ta tüp bebeği yaptık ve sonucu biliyorsunuz.
Neler yaptığımı yazmaya nereden başlayayım diye düşündüm. Tahminimce herkes benden hızlı, net, sihirli birşeyler bekliyor. Bir an önce bu sıkıntıdan kurtulmak istiyorsunuz değil mi? En çabuk çözümü bilmek istiyorsunuz.
Bu konuyla uğraşmaktan hepinizin yorgun olduğunu biliyorum. Zaman zaman kendinizi ne kadar kötü çaresiz hissettiğinizi, biraz ondan biraz bundan sürekli birşeyler denediğinizi, ama sonuç alamayınca nasıl moralinizin bozulduğunu.
Ancak ben size en çabuk çözümü anlatamayacağım. Sadece bildiğim en garantili çözümü öğrendiğim bilgiler ışığında size ileteceğim. Bu çözüme ulaşmak 4,5 yılımı, onu anlamak 1 yılımı, uygulayıp sonuç almak ise 6 ayımı aldı. Sizin için bu süre belki daha az belki de daha uzun olabilir.
Öncelikle süreyi kısaltmak, süre ne kadar uzun olursa olsun yumurtalarınız bitene dek uğraşma kararını ne kadar erken verdiğinize bağlı. Çelişkili bir ifade gibi görünse de değil. Başka bir şekilde açıklamaya çalışayım: Siz bu işten ne kadar sabırsız bir şekilde kurtulmaya çalışırsanız, çabalarınız o kadar yarım yamalak aceleci olacak ve işe yaramaktan uzaklaşacaktır. Çünkü her denemeyle ümitlenişinizde ya bu seferde hamile kalamazsam endişesini irlikte taşımaktasınız. Bu büyük bir yük. Herşeyden önce bu yükten kurtulmanız gerekiyor.
Dingin, ne yaptığını bilen, başaracağına inanan, her başasısız denemeden bir şey öğrenmeye kararlı bir şekilde, adeta Edison tavrıyla bu işe yaklaşmaya başlamak zorundasınız.
Bunu yapabilir misiniz? Kendinize sorun. Belki de ilk defa en büyük ciddiyetinizle içinize önün ve sorun: Hamile kalmak için son derece kararlı olup vazgeçmemeye karar vererek, ama aynı zamanda da hiçbir zaman hamile kalamayabilecek olmanız ihtimalini de tevekkülle kucaklayabilir misiniz?
Aslında şöyle bir düşünürseniz, size asıl stres veren şeyin duygusal baskılar olduğunu anlarsınz. Çünkü çocuğunuz yok diye hayatınızda gerçek anlamda günlük olarak bir zarar yaşamıyorsunuz. Ya çocuk yaparsın ya da...diye bir tehdit altında değilsiniz. Çocuğunuz yok diye hapse girme tehlikeniz söz konusu değil. Yani hamile kalamamanın hayatınızı kötü yaptığına karar vermiş olan sizsiniz. Bu sadece sizin gerçeğe ait bir algılamanız, bir yorumunuz. Herkes ne derse desin. Hayatı yaşayan sizsiniz.
Şu an hamile değilsiniz ve sizin gerçeğiniz bu. Yakın zamana dek benim olduğu gibi. Bunu olgunlukla kabul edip hayatınızın şükredebileceğiniz bir çok güsel yönünü ön plana çıkartmalısınız. Çocuk sahbi olmak sizin için hayatınızın en büyük projesi. Ama sizi şöyle düşünmeye davet ediyorum: Benim hayatım şu an kötü değil. Çocuk sahibi olamazsam daha kötüye gimeyecek. Sadece çocuğum olursa daha iyiye gidecek. Bunun için elimden geleni yapacağım. Ama elimden gelen herşeyi yaptıktan sonra Allah bana yine evlat sahbi olmayı takdir etmediyse, o zaman da ya br evlat edineceğim ya da çocuksuz hayatın tadını çıkartacağım.
Bunu yapabilir misiniz? Bence yapabilirsiniz ve yapmalısınız da.
Korkularınızdan arındığınız anda, bu yükten kurtulup kendinizi yeniden sevmeye başladığınız anda mucizeler, bilgiler, fırsatlar, harika insanlar önünüze serilmeye başlıyor.
Çünkü başka zaten şansınız yok. Yapmanıza yardım edecek, kolaylaştıracak birkaç bilgi vereyim.
Benim en önemli çıkış noktam, herzaman bu durumun gerçek sebebini öğrenmek isteği oldu. Çünkü sebebi bilirsem onu ortadan kaldırmak için ne yapacağımı anlarım. Ya da ortadan kaldırılamayacak bir sebep olduğunu görür, boşa kürek çekmekten vazgeçerim dye düşünüyordum. Benim durumumda, neden benim fsh'm yükselmiş? Bunun mantıklı bir açıklamasını yapamadı doktorlar bana hiçbir zaman. Şöyle şeyler dediler: e sizin vücudunuz yumurtaları çok hızlı tüketmiş. Ama neden? Yanıt yok. Siz poor responder'sınız. Yumurta üretme komutuna cevap vermede geri kalıyor üreme sistemi. Ama neden? Yanıt yok. Ben sebebini bilmediğim bir sorunu nasıl çözebilirim. Dr.ların yaptığı şey sürekli sebebi değil de belirtileri tedavi etmeye çalışmak oldu. Aramızda 7-8 kere aşılama+tüp bebek yapan ve sonuç alamayanlar vardır. Hani aynı şeyi deneyip farklı sonuç beklemek çılgınlıktır denir. Bir çözüm denemesinin neden onuç vermediğini ben bilmek zorundaydım. Bilmek zorundaydım ki bir sonraki denemeden önce iyileştirme yapabileyim.
İşte gerçek sebepleri ben internet vasıtasıyla Dr.Randine Lewis'in The Infertility Cure (Kısırlık Tedavisi) adlı kitabında buldum. Bence siz de bunu yapmalısınız. Deli gibi sonu gelmez tüpbebekler yapmadan önce sebebinizi öğrenmeli teşhisinizi koymalısınız.
İngilizce bilmiyor musunuz? Sorun değil. Çocuk sahibi olmayı ne kadar istediğinize bağlı. Demek ki ingilizce bilen birinden yardım istemek zorundasınız. Hani hiçbir şeyin sizi yolunuzdan döndürmeyeceğine karar vermiştiniz ya (umarım veridiniz). O zaman ingilizce bilmemenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Odaklanın, çözümü bulun ve uygulayın.
Dr.Randine kendisi de bizim gibi zorlukları yaşayıp Geleneksel Çin Tıbbı ile bunu aşmış bir kişi. Sonra eğitim alıp uzmanlaşıyor ve diğer kadınlara yardım etmeye başlıyor. Keşfettiği şey şu: Anatomik bozukluğu olmayan herkes hamile kalıp sağlıklı çocuklara sahip olabilir. Hamile kalamayanlar kısır değildir, sadece dengeleri bozulmuştur. İşte bu cümle benim için dönüm noktasıydı.
Geri dönüşü olmayan bir iyileşme sürecinin başlaması bununla oldu.
Sonra anlatıyor, kadın vücudunun ne kadar hassas olduğunu, en ufak bir hormonal dengesizlikte adet düzeninin bozulduğunu, kötü beslenmenin stresin etkilerini vb vb. Talihsizlik, batı tıbbının bu dengesizlikleri tespit edememesinde. Halledilebilecek bir işlev bozukluğu işte bu şekilde çözümsüz bir hastalığa dönüştürülmüş durumda.
Dolasısıyla ben küçük not defterime şunu yazdım: Ben infertil değilim, sadece dengem bozulmuş. Vücudum doğurgan olmayı yeniden hatırlayacak. Bunu başaracağım ve herkese göstereceğim.
(Kısır kelimesini özellike kullanmıyorum, çünkü benim için özellikle negatf anlam taşıyor. İnfertil daha belirsiz, ne demek istendiğini anlatıyor ama zihnime negatif çağrışımlar yapmıyor.)
Bu cümleyi sürekli okudum, benim hedefimdi bu. Ona odaklandım. Onu pekiştirecek, zenginleştirecek başka ifadeler aradım. Mesela: Sadece tek bir tane sağlıklı yumurtaya ihtiyacım var. Sadece bir tane. O da tek bir adet sağlıklı spermle buluşacak. Ondan işim bitti. Harka bir çocuğum olacak ve bir daha bunu yapmam gerekmeyecek. Eğer mucizeye ihtiyacım varsa, bu direk olarak Allah'tan gelecek.
Kısacası bu işi başaracağıma kesin olarak, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kendimi inandırmam gerekiyordu. Bakın ben inançlı bir insanım, kapalı falan değilim. Bazılarınız benimle tanıştı. Ama Kur'an benim için en önemli kaynaklardan biri oldu. Örneğin, Ali İmran suresi, 47.ayette diyor ki: "...İşte Allah dilediğini böyle yaratır. O birşeyin olmasını dilrse, ona "OL" der, o da hemen oluverir." İte ben Allah'ın OL dediği anda hazır olmalıydım.
İnşirah suresi, 5-6: "Bir güçlükle beraber muhakkak bir kolaylık vardır.Gerçekten bir güçlükle beraber bir kolaylık vardır." Dikkat edin, bir güçlükten sonra kolaylık vardır demiyor, beraber diyor. Demek ki benim henüz göremediğim birşeyler var.
Son örnek, Lokman suresi, 20: "Görmüyor musunuz ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin emrinize vermiştir. Açık ve gizli olarak bütün nimetlerini üzerinize yağdırmıştır." İşte ben o gizli nimetleri yani bu işi çözecek bilgileri araştırıp bulmaya talip oldum arkadaşlar.
Bir tane de Edison'an örnek vereyim. Beni çok motive eder. Edison elektriği bulmadan önce bir rivayete göre 999, bir rivayete göre de 9999 deneme yapmış. Ve her denemeden sonra dermiş ki, ampulü yakamamanın bir yolunu daha elemiş olduk. Ne harika bir bakış açısı değil mi? Zaten Edison tamamen hayal dünyasında yaşarmış. Sadece elektrik değil, başka birçok icatları da böyle yapmış.
Evet, işte bence halletmeniz gereken ilk konu zihinlerini temizlemek, endişelerden, şüphelerden, korkulardan arındımak. Temiz akıllı bir şekilde çözüme odaklanmak.
Size sabır değil, sebat tavsiye ediyorum.
Ne demiş Atatürk: "Zafer, zafer benimdir diyebilenindir."
İlginç bilgiler değil mi? Ben Dr.Randine'in yalancısıyım. Ama bana çok mantıklı geliyor. Peki ne olması lazım? Nasıl iyileşir? Bir kere embryonun tutunması için rahmin son derece rahat, gevşemiş, ideal sıcaklığına ulaşmış, bir bebeğe 9 ay boyunca yuvalık yapmay hazır hale gelmesi lazım. Zaten tüp bebeğin embryo kaliteli olsa da tutmaması bundan işte. Onun için kitaptaki başlıca öneriler şöyle: Özellikle ovulasyon dönemlerinde akşam yatarken karnınıza termofor koymak. Haftada en azından üç defa yürüyüş yaparak kan dolaşımını harekete geçirmek. Ayakları sabah-akşam sıcak suya batırıp çıkarıp şoklamak. Bir de femoral masaj diye bir masaj var. Yine sabah akşam kasıklardan rahme giden iki ana kan damarı var, onları 30-45 sn.boyunca elinizle bastırıp gelen kanı bloke etmek ve bırakmak, kanın elinizin arkasında birikip sonra boca olmasını sağlamak. Bunu her iki tarafa üçer kez dönüşümlü olarak uyguluyorsun. Çok basit ve zararsız. Kısacası üreme sistemini ısıtıyorsunuz, kan dolaşımının gerektiği şekilde üreme sistemine de geri dönmesini sağlıyorsunuz.
DİKKAT ÖNEMLİ: Yukarıda bahsettiğim FEMORAL MASAJI yapmamanız gereken durumlar var: Hamile olma ihtimaliniz varsa yani ovulasyon dönemi bittikten sonra veya tüp bebekte transfer işleminden sonra YAPMAMANIZ gerekir. Yani hamile olduğunuzdan şüpheleniyorsanız yapmayacaksınız. Yine yüksek tansiyonunuz varsa, kalp hastalığınız, dolaşım bozukluklarınız varsa, ya da geçmişte felç geçirdiyseniz veya retinanızda yırtılma gibi bir sorun olduysa bu tekniği uygulamayın
Tabii kan dolaşımı dengesinin bozulmasının bir sebebi de kötü beslenme. Ondan daha sonra bahsedeceğim. Ama alışkanlığınız yoksa avüclen bol su içmeye başlamanızı öneririm. Harika bir temizleyici ve tıkanıklık açıcı.
Gevşemek için, bazıları yogaya çok uyum sağlıyor. Siz de böyleyseniz hamile kalana dek düzenli gidin derim. Ben biraz tezcanlı bir insanım. Yog bana yavaş geliyor, sıkıyor. Ben ve benim gibi olanlar kendinizi iyi hissetmek gevşemek için, sizi iyi hissettiren şeylerin bir listesini yapın. Mesela ben Bon Jovi (soft rock) dinlemekle çok rahatlıyorum. İş dışında ilgilendiğim konularda sürükleyici kitaplar okuyup aklımı dağıtmak bana iyi geliyor. Namaz kılmak bana iyi geliyor. İşimdeki bir problemi çözmeyi başarmak bana iyi geliyor. Birisine bir konuda yardım etmek de öyle. 80'lerden bizim lise üniversite gençliğimde ezberlediğim şarkıları bağıra bağıra söylemek bana iyi geliyor. Yürüyüş yaparken mp3 player'ımdan joy fm dinlemek. Gerçi joy fm dinlemeyi herzaman çok seviyorum da.
Kendimize vakit ayırmak önemli. Yani gerçekten sırf kendimize. Pazar günleri öğleden sonra 2 saat boyunca uzanıp kitap okumak çok çok keyifli benim için. Ya da çok sevdiğim bir kız arkadaşımla Secret kitabındaki çekim yasasının nasıl işlediğine dair yaşadığımız örneklerin sohbetini yapmak mesela. Ben sanat insanı değilim. Resim, heykel, şiirle pek aram yok. Belki siz öylesiniz. Hobilerinize zaman ayırıp haftada bir tazelenmek lazım. Haytın sadece işten ya da çocuk yapmaktan ibaret olmadığını duyumsamak lazım.
Düşüne düşüne en sonunda buldum: Benim annemle babam son derece mutsuz bir evlilikten ve 3 çocuktan sonra 21 yıl sonra boşandılar.
Annem bana herzaman evliliğin mutsuz ve erkeklerin bencil olduğunu, mutlaka ekonomik özgürlüğümü elime almam gerektiğini söyleyip dururdu. Tabii ben onun hatalarını da bir miktar görüyordum. Hni hep ben haklıyım tutumu vardır ya. Ben de kendi kendime ona iyi bir evliliğin yapılabileceğini ispatlayacağımı söylerdim. Ama sonuçta hiç kimse bana bir gün senin de çocukların olacak, ailen olacak vb.demedi büyürken. Bunun farkına varınca, hamile olup anne olmaya kendimi zaten hazırlayamamış olduğumu anladım. Zaten bizden önceki jenerasyonda çok mutlu bir evlilik de görmedim Yaşıtlarımın çoğunun annebabasının evliliği de gayet bozuk. Secret'ta da diyordu ki, dünyada ailelerin %85'i sorunluymuş. Ben de işte beynime farketmeden yüklenen bu programlar yüzünden çocuk sahibi olma işini yandan çarklı götürüyordum, işime odaklanmaktan kendimi alamıyordum. O zaman dedim ki kendi kendime: Benim şu an çok sevdiğim bir eşim var. Geçmişten, herşeyden bağımsız olarak yeniden tanımlayayım kendime uygun aile yapısını. Ben nasıl bir anne olurdum, ya da olmak isterdim? Gerçekten, iyice içime yöneldim. Aslında bir taraftan Secret'ta dediği gibi, olmasını istemediğim şeyi istemiyorum demek yerine, olmasını gerçekten isteyeceğim aile ve annelik görüntüsünü keşfettim kendi içimde. Çocuk sahibi olmayı neden isterim? Sadece kendimle ilgili sebep ne olabilir sorusuna eskiden cevap veremezken, şimdi veriyorum. Bunları yaptıktan sonra işler daha kolaylaştı.
Beynimiz çok güçlü. Farketmediğimiz ne gibi inançların, endişelerin, arzuların bizi yönettiğini ya da engellediğini keşfedince yaşamımızdaki tıkanıklıkları rahat açıyoruz.
Zaten ben herkesin hayatında problemlerin, gelişme fırsatları olduğuna inanıyorum. Mesela bir arkadaşım da 30'larının sonunda ama hala bir hayat arkadaşına rastlamadı. Bunun için odaklanmıyor da. Psikolojye, meditasyona vb. düşkün birisi. Geçenlerde şunun farkına varmış, bir eşin onun bu uğraşlarını engelleyeceği, kendisiyle ilgilenmesini isteyip onu anlamayacağı korkusunu taşıdığını keşfetmiş. Oysa ki aynı konulara ilgi duyan erkekler de var. Bakın, öyle bir erkeği tarif edip düşlemek yerine, uymayan birinin gelmesinden korkmaya devam ettiği için tıkanıklık devam ediyordu.
Umarım, anlatmak istediğim şeyi anlatabilmişimdir. Kendinize sorun: Gerçekten ama gerçekten tüm benliğinizle anne olmaya hazır mısınız? Yoksa çocuk sahibi olduğunuzda başınıza gelebilecekler hakkında endişeleriniz var mı? Mesela, politika ile aşırı ilgili biriyseniz, ciddi Greenpeace sempatizanı iseniz içten içe dünyada savaşlar var, ne olacak bu çocukların geleceği diye düşünüyor olmanız bile sizi geri tutuyor olabilir.
Bu yazı bir başarı öyküsüdür ve forum arkadaşım scbulut isimli bir hanımın yazısından alındı 
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Şubat 18, 2009 · Kategori: TCM Geleneksel _in Tibbi
Uzakdoğuda binlerce yıldan bu yana kullanılan Akupunktur tedavisi, günümüzde tüm dünyada uygulanan, etkisi ve bilimselliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir.
Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği 80’ den fazla hastalığın yanısıra alkol ve sigara bağımlılığında da başarıyla uygulanıyor.
Kökeninin binlerce yıl öncesinden başlayarak, günümüze kadar uzanması ve uygulama alanının genişlemesi, yapılan bilimsel çalışmalar Akupunkturu sağlam temellere oturtmuş ve çağdaş tıbba giriş nedeni olmuştur. Biz batı tıbbı eğitimi almış hekimler olarak; Akupunkturun bilimsel teorileri ve araştırmaları ışığında bu tedavi yöntemini uyguluyoruz. Bilinen tedavilere dirençli birçok hastalıkta da olumlu sonuçlar alıyoruz. İlaç tedavisinin aksine Akupunkturun yan etkisi yoktur, uygulama kolaydır, etkili ve emniyetli bir yöntemdir.
Tabii ki Akupunkturu bilimsel temeller ışığında ele alırken Geleneksel Çin Tıbbı (TCM) teorisini de gözönünde bulundurmak gerekir. Geleneksel Çin Tıbbı, Çin halkının hastalıklara karşı binlerce yıllık çalışmasının bir ürünüdür ve Akupunktur tedavisi TCM’ nin en önemli dallarından biridir.
Akupunkturda vücut bir bütündür, semptomlar sadece bir görüntüdür.
Tedavi ise vücudun tümüyle ilgili olmalıdır.
Bir çok çeşit akupunkturlu tedavi şekli vardır.
1.Bilgisayarlı destekli Akupunktur:
İnsan vücudunda bulunan özel akupunktur noktaları üzerine özel pedler yardımıyla uygulanan elektrik akımı kan dolaşımının düzenlenmesi sağlar.
2.İğneli Akupunktur:
İnsan vücudunda bulunan özel akupunktur noktaları üzerine kıl iğne diye tabir edilen akupunktur iğneleri yardımıyla uygulanan elektrik akımıyla kan dolaşımının düzenlenmesi sağlanır.
3.Kulak Akupunkturu
Kulak akupunkturu klinik bir tedavi ve tanı koyma metodudur. Diğer bir adıyla mikrosistem olarak da adlandırılmaktadır. Organizmanın gerek mekanik ve gerekse elektromagnetik dalgalar karşısında reaksiyonlarını takip eden ve ölçen, kaynağını bilimsel olarak 1982 yılından beri fotoperzepsiyon tekniği ile kanıtlamıştır.
4.Lazerli Akupunktur
Mantığı iğneli akupunkturla aynı olan lazer akupunktur, iğne korkusu olanlarda ve çocuklarda daha çok uygulanır. Lazer akupunkturda iğneler yerine lazer ışınlarından faydalanılır. Aslında çoğu uzman tedavinin bir parçası olarak tüm akupunktur yöntemlerini bir arada uygular. Lazer akupunkturda, klasik akupunktur ve nöral terapideki gibi, iletken deri noktalarına doğrudan etki eden ışınlar çoğu hastalığın tedavisinde uygulanmaktadır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Şubat 17, 2009 · Kategori: TCM Geleneksel _in Tibbi
Olmak ve olmamak birbirini yaratır
Zor ve kolay birbirini destekler
Uzun ve kısa birbirini tanımlar
Yüksek ve alçak birbirine bağlıdır
Önce ve sonra birbirini izler
Çin tıbbının odağında Tao felsefesi vardır.Tao; evrendeki her şeyi karşıtlıkların birbirleriyle etkileşimi olarak görür,tıpkı "gece-gündüz, kadın-erkek, sıcak-soğuk, olgunlaşmak-çürümek, doğmak -ölmek " gibi . Bu felsefe evreni oluşturan ve istisnasız her varlıkta bulunan karşıtlıklar YİN ve YANG ile tanımlanır. Her enerji kendi içinde bulunan başka bir enerjiyi barındırır . Mesela doğada ,yılın en kısa günü aynı zamanda uzamaya başlayacağının da işaretidir,aynı şekilde en uzun günü , günışığının azalacağını işaret eder . YİN ve YANG ın özellikleri su ve ateşe benzetilmektedir Yin su gibi akıcı ,alıcı,soğuk,yavaş,bulanık,pasif ve ağırdır Yang ise ateş gibi sıcak ,hızlı,yakıcı,aydınlık,parlak ve agresifdir Yin&Yang , genellikle "Feminen & Maskülen " enerjiler olarak tanımlanır ancak bu tüm kadınların YİN,tüm erkeklerin de YANG olduğu anlamına gelmez. Belirli enerjiler belirli fiziksel özelliklere bağlıdır ve asıl önemli olan da enerjiler arasındaki dengedir !!! Her enerji karşıtından bir parça ihtiva etmelidir İnsan vücüdunda YİN & YANG ın dengesi yediklerimiz,hislerimiz,faaliyetlerimiz,duygularımız hatta düşüncelerimizden bile etkilenir.
Yin ve yang kelimelerinin orijinal manaları, bir dağın gölgeli (yin) ve güneşli (yang) yanları demektir ve orijinal manalarının ötesinde evrendeki temel ikilemin, her şeyin çift yaratıldığının, zıddiyetin sembolü olarak kullanılırlar. Bu sembolde siyah yin’i, beyaz yang’ı temsil eder. Bu iki renk bir daire içinde birbiri etrafına sarılır. Bundan her ikisinin varlık için gerekli olduğu ve birbirlerini tamamlayıcı oldukları anlaşılır. Yin-yang keyfiyetleri evrenin bütün durumları için tasarlanır ve bir kişinin vücut yapısının veya bir hastalığın semptomlarının mahiyetinin Yin-yang keyfiyetlerine göre idraki ve tefriki, geleneksel teşhis işinde hasta ve hastalık tablosunun inşası için en önemli bir adımdır. Bu tefrik daha sonra beş faz ve tekabüliyetler tablosu içindeki yerine konarak, tedavi programının ana temeli oluşturulur. Ying-yang keyfiyetleri iyi veya kötü diye algılanmamalı, aralarında uyum olmalı ve aşırılık, dengesizlik varsa tedavi programı bunu gidermeye yönelik olmalıdır.
Dengeyi ifade eden ve birçok metaryele ilham olan simgesi bu şekildir
genelde siyah-beyaz olur
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Online Ziyaretci:
« Önceki ::
